İşten yeni dönen ev arkadaşım bana sevgilisiyle olan sorunlarından bahsediyor. O anlattıkça azar azar eksiliyorum. Daha geçen gün mağazada sevgilisine alacağı kazağı benim üzerimde deneyen kızdan dolayı sevinmiş ben, 3 yıllık bir ilişkinin pürüzlerini dinliyorum. "Tünelin sonunda ışık göründü" diye düşünmüştüm kız benden denememi istediğinde, demek halen benim bedenimde sevgilisi olan var.
3 yıllık ilişki bana aktarılmayı sürdürüyor. Toplasan yüzünü en fazla 10 defa gördüğüm kızın bütün kaprislerini öğrendiğimde biraz alay etmeye başlıyorum arkadaşla. O da bana "öyle deme abi" diyor ve sonraki aşamaya geçiyoruz. 20 bin tl birikmişi olsa hemen evleneceğinden başlayarak nerede yaşıyacakları iş planları kaç çocuk istediği hepsini öğreniyorum. Öğrendikçe de içimi bir korku, bir endişe kaplamaya başlıyor. O anlatırken arkadaşımın hayata ne kadar kolay karıştığına şahit oluyorum. Gelecek planları, kaygıları, beklentileri yaşadığı hayata ne kadar uygun. Sonra tabi ki kendime bakıyorum, hayata ne kadar yabancı ne kadar ters bir durumda olduğum korkmama neden oluyor. Hayat ile tutuşacağınız kavga kazanabileceğiniz türden değildir çünkü, elenen kişi her zaman siz olursunuz.
Olgunlaşmaya başlayıp kendimi objektif yargılayabildiğim günlerden beri yaşadığım hayatla anlaşamadım, suyuna gitmeyi işi kitabına uydurmayı reddettim. Bir dönüm noktası vardı tabii. Geçen gün liseden beri görmediğim birisiyle ilk defa karşılaştım ve "lisede böyle değildin hayat doluydun" diye eleştirdi beni. Hatırlıyorum, böyle değişmeden önce ben de havalı olayım diye elimden geleni yapanlardandım. Ben de bir karar vermeden, bir eylemde bulunmadan önce millet ne der ne düşünür diye sorardım kendime. Hatunlarla iyi anlaşırdım. Arkadaşlarım sevgilileri konusunda bana danışırdı hatta. İlgi çekmenin bağımlısıydım çoğu insan gibi. Kendime bir hayat kurmak gibi hayallerim vardı benim de.
Sonra bunların hepsinin kirasını ödeyemez oldum sanki. Haciz geldi ve her biri birer birer eksildi. Şimdi bana zengin olma, evlenme, yurtdışında yaşama hayallerinden bahseden kimseler beni korkutuyor. Bana da sormalarından korkuyorum. Allahtan kendi hayallarine fazla dalıyor ve hiç sormuyorlar. Benim hayalim mi? Hahaha, benim hayalim yok.
Neden benim hayalim yok? Düşünmeden yanıt veremeyeceğim bir soru. Çünkü benim seçtiğim bir durum değil bu. Belki herhangi bir hayalime ulaşacağımı düşünmüyordur bilinçaltım. Belki mutlu olabileceğim bir hedefi hak etmiyorumdur. Belki de bir şeylerin iyi gideceğine dair umudum yoktur artık.
İnsanların hayata dahil olmak için yaptıkları prosedür davranışların hepsi bana itici geliyor artık. Modaya uyma takıntısı, siyaset, evlenme iş bulma kaygıları, populer şarkılar filmler hakkında muhabbetler vs hepsinin bulunduğu ortamda midem bulanmaya başlıyor. Beni hayattan anlık da olsa uzaklaştırabilen şeylere bağlanıyorum. Önceden sevişmenin en çok bu kısmını severdim, gözlerini kapatıp diğer her şeyi unuttuğun vakitler cazip gelirdi. Uzun süredir böyle bir imkanım olmadığından şimdiki arkadaşım çizgi romanlar, oynadığım oyun, kitaplar, filmler. Biliyorum belki burada alkol, esrar falan görmeyi bekliyordunuz ama onlar hayatı unutmaktan çok hatırlatma kısmında devreye giriyor bende. Yüzümde gülümsemeyle yapabildiğim şeyler anlattıklarımdan ibaret. Kitabın kapağını kapattığımda ya da kulaklığı çıkardığımda ise karşımda ben yokken hiç değişmemiş gerçek yaşamla tekrar karşılaşıyorum, ve yüzüm tekrardan asılıyor.
Bazı zamanlar diğer insanların bunu nasıl bu kadar kolay yapabildiği kafama takılıyor. Yaşadığın hayatı üzerine düşünmeden bu kadar kolay sahiplenebilmek şaşırtıcı. Çocuk yapmaktan bahsediyorsun, kendinde bu cüreti nasıl görebilirsin? Senin keyfinden dolayı dünyaya gelecek bir insanın yaşayacağı acıdan, kötü anıdan, her üzüntüsünden bir bakıma sen sorumlu olacaksın. Bu vebalin altına girmekten bahsederken nasıl böyle rahat olabilirsin?
Geleceğin konusunda iyimser olman ise ayrı bir saçmalık, kendini bundan daha iyisine layık görmendeki sebep nedir? Bulunduğum durumun daha iyi olabileceğini sana düşündüren güç ne? Şimdiye kadar yaşadığın hayata mı güveniyorsun, biriktirdiğin tecrübenin işine yaramayacağı bir engelle karşılaşmayacağını kim garantiliyor?
Etrafımdakilerin her şeyin çok güzel olacağına dair bu yılmaz inancı da beni gıcık ediyor. Bu fazla iyimser insanların etrafında realist bir şeyler söylerseniz karamsar, moral bozucu bir pislik ilan ediliyorsunuz.
Dışarıdan böyle görünüyorum sanırım, hayatla barışık olmayan sürekli saçmalayan karamsar moral bozucu kimseyle anlaşamayan bir pislik. Söylesenize, sizce böyle birisinin nasıl bir hayali olabilir? Daha tarif ederken geleceğinde iyi bir şey olmayacağını anlıyorsunuz zaten hehehe.
Bir defasında rüyamda buna benzer bir şey görmüştüm. Tam anımasayamasam da ölmüştüm ve geri gönderilmem konusunda tartışıyorduk sanki meleklerle.
-kul no:132810 burak
-efendim
-oğlum senin kayıtlara bakıyorum da sen hiç becerememişsin bu yaşama işini, olmamış yapamamışsın yani, rezil etmişsin yepisyeni gül gibi hayatı
-evet orasını tam ayarlayamadım öyle oldu biraz
-o değil milletin de hayatını bok etmişsin
-yani bilerek olmadı özür dilerim
-cık, özürle olmaz. adamlara karşı biz de mahcup duruma düştük senin yüzünden, bize böyle vaadetmediniz vaktimizi geri isteriz diyorlar
-nasıl olacak peki sevap transferi falan mı yapacaz
-o çok sürer onun yerine seni geri yollıyacaz kaldığın yerden düzelteceksin hepsini
-ya ben beklerdim uzun muzun öldük sonuçta
-kes! karar verildi biraz daha yaşıycan
-öff..
Bir mahkumun hapisten çıktıktan sonra hayata karışması ne kadar zordur bir düşünün. Cezasını çekmiş olsa bile kimsenin iş vermeyeceği herkesin temkinli yaklaşacağı bir sabıkalıdır artık o. Ben de etrafımdaki herkes, her şey üzerinde suçlar işlemiş bir sabıkalıyım aslında bir bakıma. Kimse bana güvenemezken yalnızca kötü özellikleriyle nam salmış bir hayat mahkumundan geleceğe umutla bakmasını beklemeyin. Arabesk facebook duvar yazısı gibi oldu bu biraz dskjafsa.
Yazının sonuna geldiğime göre kendime yeni bir hedef bir hayal seçerek hayata atılıyorum huzurunuzda. Hımmm, işe yaramakla başlayabiliriz mesela. Evet, hayalim bir işe yaramak bundan sonra. Hoşçakalın(henüz bir sonraki yazısını yazamadan birisine kötülüğü dokundu).
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder