20 Kasım 2015 Cuma

poly kraker istiyor

Bir papağanınızın olduğunu farz edin. Ancak normal bir papağan olmayacak bu, sürekli yaptığınız kötülükleri size hatırlatacak. Onu susturmanın tek yolu ise ona kraker vermek. Eğer böyle bir papağanınız olsaydı ne kadar şişman olurdu sizce? Ben söyleyeyim papağanı ilk görenler muhtemelen hindi falan zannederdi.

Birisinin bizlere yaptığımız kötü bir şeyi hatırlatması hiç dayanamadığımız şeylerden biridir. Çünkü bu bizi kendi içimizde bir duruşma salonuna gönderecektir ister istemez. Yargıç ise gördüğünüz en acımasız olanlarından birisidir:vicdanımız.

Bu acı verici duruşmada terlemekten çok korktuğumuz için de ne pahasına olursa olsun kaçmak isteriz. İnsanların çoğu yanlışları yüzüne çarpıldığında sinirlenir ya da saçmalamaya başlar. Çünkü insanı vicdanının sıkıştırması hiçbir şeye benzemez. Arabayla çarpıp sakat bıraktığınız insanı her gün görmek zorunda olsanız bir süre sonra dayanamaz ve intihar edersiniz.

Bunları anlatıyorum çünkü içinde bulunduğum psikolojik durumu bir parça da olsa anlamanızı istiyorum. Bu yüzden artık delirecek kıvama geldiğimi düşünüyorum ve eğer en azından bir yerlere yazmazsam rahatlayamam. Az önce bahsettiğimiz papağanın aynısından benim kafamın içerisinde, aklımın en çok ziyaret ettiğim yerinde var maalesef. Ayrıca onu susturmak için kraker verme gibi bir şansım da yok.

Zihnim yaptığım her harekette en utanç verici en yanlış kısımları birer birer ayıklıyor ve başka bir şey düşünmediğim her an sadece bunları düşünmem için beni zorluyor adeta.

Uzun süre görüşmediğim arkadaşımın yanından gelirken "çok konuşup adamın kafasını siktin bir 100 yıl daha görüşmez senle" diyor bana. Eğlenmeye çıkılan bir gecenin sonunda "hayvan gibi bütün gece güldün at suratın herkesin beynine kazınmıştır" diye eğlendiğimi de boşa çıkarıyor. Eee ne var yani bunları hepimiz zaman zaman düşünüyoruz dediğinizi duyar gibiyim. Belki siz de zaman zaman düşünüyor olabilirsiniz ama benim aklımdan bu düşünceler bir an için bile gitmiyor amk gitmiyor!

Daha da kötüsü var. Bundan çok uzun zaman önce yaptığım utanç verici bir hareket, saçma bir söz bir gece ansızın belirebiliyor aklımda. "Adamın babası ölmüş cenazede o söz söylenir mi ulan eşşek kafa!" diye kendimi yerden yere vurasım geliyor durup dururken. Bu o kadar sık olmaya başladı ki hayatıma devam edemiyorum artık. Yanımdaki insan bana bugun neden moralin bozuk diye sorup duruyor. Anlatsam,  orda çocuğun bisikletini bir turluğuna diye alıp 2 tur binmiştim yaptığım şerefsizlikti desem bu sefer de uzaylıymışım garip garip bakıcak bana. Haklı, 10 yaşımdaki olaya kafamı bu kadar taktığımı uzaylılar bile duysa garipser herhalde.

Vicdanım bana savaş açtı sanki, bütün yaşadıklarımı cephane olarak biriktirmiş zamanında, şimdi ise makinalı tüfeklerle saldırıyor. Bense tamamen savunmasızım, içine girebileceğim bir sipere bile razıyım ama o da yok.

Bahanelerle susturmaya çalışıyorum bazen, "hep yalnızım çok birikiyor içimde söyleyeceklerim ondan çok konuştum" diyorum "hep mutsuzum azıcık gülünecek şeye hemen atlıyorum o yüzden" diyorum ama yok, nafile.

Beni esir almış bu duruma karşı yapabileceğim tek şey aklımı başka şeylerle meşgul etmek. Ancak okuduğum kitapta, izlediğim filmde, dinlediğim şarkıda bir detay yakalıyor yine beni. Sanki kaçış yollarımı dahi önceden tutmuş gibi şerefsiz, bir şapkadan aklıma babasının aldığı şapkasıyla dalga geçtiğim çocuk geliyor. Kendimi affedemiyorum bir türlü. O çocuk o anda gelse "abi saol orda dalga geçmen sayesinde milyon dolar kazandım hayatım kurtuldu" bile dese yok ben affedemem kendimi, o kadar çok kızıyorum. Ulan diyorum şu kollardan birini versem de o ana geri dönsem değiştirsem. Ama böyle bir olanağım olsa bile 4 kol bacak biter, benim pişmanlıklar bitmez.

Ne yapıcam gerçekten bilemiyorum. Keşke üzüntüden verem falan olsam diyorum bazen, hem bir bedelini ödemiş olurum yaptıklarımın, hem de biteceğini bilirim bu hissiyatın. Ama katır gibiyim amk, başıma ne gelirse gelsin öldüren cinsten değil.

Her şeyi aşırı yaşamaya başladım artık, başka türlü imkanı yok unutamıyorum bunları. Ödevlerimi bile nefessiz yapıyorum full konsantre. Dinlediğim müziğin izlediğim filmin içine girmeye bakıyorum yoksa dinlemiyorum/izlemiyorum. Heyecan verici bir şey öğrendiğimde herkesten çok heyecanlanıyorum içten içten "vay bee!" diyorum. Beni bu durumdan bir anlık da olsa kurtarabilecek her şeye dört elle sarılıyorum artık.

Bunu herkese anlatıp sorunlu çocuk tripleriyle prim yapıyor olmak da istemiyorum. Ama ister istemez günden güne daha da garip bir insan oluyorum. Etrafımda bana katlanabilecek insan sayısı azalıyor. Yavaş yavaş yalnız geçen günlerden yalnız bir hayata doğru gittiğimi fark ediyorum. Zihnimin buna karşı geliştirdiği bir savunma sanki bu aynı zamanda. Bir gün kimseyle insani bir ilişkim olmayacak ve böylece pişmanlık duyacağım yeni anılar da olamayacak.

Pişmanlıklarınızı kısa tutup yaşamaya devam edebildiğiniz hayatlarınızın kıymetini bilin. Böyle inanın çok zor oluyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder