1 Şubat 2013 Cuma

perdenin ardında

Anlamazlar garip dilimi, çözemezler beni ben yapan beni...

Vay be güzel sözmüş değil mi? Herkes beğenir bu sözü herkes gördüğünde hoşuna gider. Çünkü her okuyan hemen kendini katar bu söze, hemen içine giriverir. Neden mi? Bugun biraz bu nedeni konuşasım var dostlar.

Facebookta arkadaşlarınız duvarını şöyle bir gezin isterseniz başlamadan önce. Yurtdışında müze önünde çektirdikleri resimlerden(yurtdışı görmüş adamım mesajı), barlarda zafer işaretiyle çekilmiş fotoğraflardan(ben hiç durmadan eğleniyorum süper eğleniyorum bir günüm boş geçmiyor mesajı) bahsetmiyorum onları boşverin. Başka bir kaygıyla yapılmış göderilere bakmanızı istiyorum. Aradığımız kaygı şu:"Ben aslında derininde çok farklı bir insanım"

Merak etmeyin hiç zorlanmıycaksınız bunları bulmakta. Muhakkak her arkadaşınızın duvarında "bir ben vardır benden öte" mesajı içeren bir yazı, bir filozof sözü ya da özellikle herkesin anlayamaması için üstüne bir saat kafa yorularak koyulmuş bir anlamlı fotoğrafa rastlıcaksınız. Altında da "bence çok doğru" ya da "haklı be" tarzında bir mesaj olucaktır. Evet facebookta kime sorsanız ya karamsar, ya dertli, ya "aslında" çok duygusal ya da kimsenin bilmediği bilemiyceği göremiyceği şeyler görmüş geçirmiştir. Dikkat edin "aslında" tırnak içerisinde. Çünkü günlük hayatta böyle değildir öyle olduğunu idaa eden kişiler. Hep derinde birşeyler gizli hep arka planda saklıdır bu süper farklı özellikleri. Bu hesaba göre kimse düz insan değildir.

Bu işaretlerin hepsi günlük hayatta taktığımız maskelerin birer kanıtı bana göre. Bu birşeyi kafada çözp halledip günlük hayata hiç geçirememek gibi birşey. Blogunda sürekli şiir yazan bir arkadaşım vardı(hala var). Blogunu okuyan çok az kişi vardı ve blogunda takma ad kullanırdı. Gerçek kişiliğini de bir ben bilirdim. Bloğunu okuyanlar yazdığı şiirleri komik ve eğlenceli bulur va dalga geçerlerdi. Arkadaşım da amacının zaten bu olduğunu söylerdi ve kendi şiirleriyle alay etmeye çalışırdı. Ancak gerçekte alay değil takdir beklediğini hep farkederdim. Çünkü her yeni şiirde daha iyisini denerdi hatta bu yüzden okuyuculardan tepki bile almıştı "bu ne ya duygusal mısın oğlum" gibisinden. Belki ben bir gün gerçek bir takdir alsa gerçek ismini kullanmak için cesaret bile kazanabilirdi. Sanırım birazcık anladınız ne demek istediğimi.

Günlük hayatta kaygılarla dolusunuz, doluyuz. Bu kaygıların başında da "millet ne der hakkımda ne düşünür" kaygısı var. Kime sorsanız kendin olmanın kimsenin dediklerine kulak asmamann en iyisi en doğrusu olduğunu söyliyecektir. Peki ya bunu gerçekten yapana rastlayabildiniz mi hiç? Herkes bir maskeyle dolaşır. Bazen sebep kızlara havalı gözükebilmmek bazen arkadaşların arasında iyi bir düşünce yaratmak bazense ailenin takdirini almak. Rol yaparken çektiğiniz çileleri hatırlayın. Şimdi bana kulak verin size bu çile çektiğiniz vakitlerden bir örnek daha vereyim:

Yeni sevgiliniz. Yeni diyorum çünkü bu davranış ilk zamanlarda çok sık görülen bir olay. Birbirini çözmeye çalışan iki genç rol yaparak etkilediği karşı cinse karşı bu rolunu devam ettirmek zorundadır. Hep bi derin adam ya da derin kız havası yaratma çabaları, ben aslında duygusalım ya da ben aslında içimde romantik bi insanım efekti vermeye çalışmak, konuşurken gizli kalmış ve üstüne gidilmemiş yeteneklerinden bahsetmek ve karşı taraftan bu konuda devamlı bir övgü beklemek. Bunlara hiçbiriniz yabancı değilsiniz biliyorum. En basitinden sevişirken bile rol yaparsınız. Sevişirken gözlerini kapatıp başka birilerini düşleyenler size seleniyorum. Erken boşalmamak için çarpım tablosunu baştan sona saymayı daha dün otisabi den öğrendiniz. Lütfen sırf yaşamış olmak için denemeyi bırakın. Çünkü bu işin sonu acıyla bitecektir. Hoşlandığımız kişilerin hoşlandığımız özelliklerden birisi rol değil gerçek çıkarsa çok seviniriz ve onu kaybettiğimizde de aynı derece üzülürüz. Hatırlamayacağınız ve gidince kısa süre üzüleceğiniz kişiler ise %100 rolden ibaret olanlardır hatırlayın. Onları kaybettiğinizde içinizden "iç yüzünü gördüm" diyeceksiniz. Çünkü iki taraftan biris rol yapmaktan yorularak bırakacaktır.

Ve geliyoruz bana. Neden eninde sonunda hep bana geliyoruz çünkü bu blog benim bloğum. İstersen git kendi bloğunda hep konuyu kendine getir beni ilgilendirmez ama burda konu eninde sonunda bana uğrıycaktır haberin ola. Ben insanlara gerçek davranayım, düşündüğümü söyliyim derken somurtkan şirin ilan edilmiş olanlardanım. Bu konuda bir şikayetim yok aksine belki de tek beğendiğim yanım bu benim. Ancak buradan ufak bir mesajım olucak okuyanlara. Bende perdenin ardı malesef hırdavatla dolu. Malesef cazip bir şey yok derinimde. Gördüğün kadarım işte dahası hep çöp. Ben sana düz adamım dediğinde ardında başka bir sebep gizli bir neden arama bu yüzden.

Burası bana iyi geliyor gibi. Bir dahaki görüşmemizde çözp saçmaya devam edicem okuyana kolay gelsin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder