Zincirlikuyu metrobüs durağını bilen bilir. Yer kapabilmek umuduyla asfalt kenarında sıkışmış beklerken yerde bir sürü küçük beyaz iz görürsünüz. Kuş pisliğini anımsatan bu izler aslında sakızdır. İnsanların metrobüse binmeden hemen önce ağzından tükürdüğü bu sakızlar üzerinden geçen yüzlerce teker sonrası asfalttaki beyaz izler haline gelmişler.
Bu beyez izlere dalmışken gözlerimden yaşlar akmaya başlıyor. Bir yandan gülümserken bir yandan hıçkırıyorum. Yanımdaki sıkış sıkış insanlar o halimden dolayı bana mesafe alıyorlar. Kim bilir neler tahmin ediyorlar hakkımda. Az önce kötü bir haber aldığımı ya da aklıma gelen üzücü bir şeyin sinirlerimi bozduğunu sanıyorlar. Ben ise sadece sakızlara ve kendime üzülmekle meşgulum.
Neden bu kadar çok insan metrobüse binmeden evvel sakızlarını tükürmüş? Metrobüste sakız çiğnemek yasak mı ki? Ya da ayıplanan bir şey de ben mi bilmiyorum? Bu duruma o anda kendimce getirdiğim yorum hem beni gülümsetiyor hem de ağlatıyordu. Belki sizlere saçma gelebilir ama bence bunun nedeni insanlardaki yaşama motivasyonunun bir yansıması.
Metrobüse binmeye hazırlanan kimseler aslında ister istemez kendilerini adeta yeni bir meydan okumaya hazırlıyor. Bu süreçte dikkatlerini hedeflerinden saptırabilecek vazgeçilebilecek her şeyden kurtuluyorlar. İnsanlara olan saygıları mesela, metrobüse binerken yaşlı teyzeye yer veren birisine milyonda bir rastlarsınız. Çoğu bundan çoktan kurtulmuştur bile. İtiş kakışla birbirini incitme pahasına bir yarıştır orası. Sakızlar da bu işin son aşamasıdır. Metrobüsü yaklaşırken gördüğünüzde son rütuşu yapıp yarış için yerinizi alırsınız.
Hayatın her aşamasında insanları devam etmeye, yaşamaya iten motivasyon aslında metrobüse binerken bilinçaltınızda yaşadığınız bu durumun aynısı. Doğumunuzdan itibaren bir meydan okumadan diğerine yolculuk yaparak geçirdiğiniz hayatınız aslında yaşayış şekliniz haline geliyor ve sizi hayata bağlayan temel unsur oluveriyor. Sıradaki hedefinizi belirlemek ve onun için mücaadele etmek. Bu uğurda dikkatinizi dağıtabilecek her sakızı farkında olmadan tükürmek.
Şimdi ağladığım kısma geçiyoruz. Hiç tükürülen bir sakız olduğunuzu hissettiğiniz oldu mu?
Hayata devam etmek uğruna başkasının verebileceği bir ödünsünüz aslında.
Başkalarının hedefine gitmeye çalışırken dikkatini dağıtan bir unsurdan fazlası olmamak. İlginç bir his.
Peki ya sakızı atmaktan vazgeçip her seferinde bir sonraki metrobüsü beklersek ne olur?
Metrobüse hiç binemeyiz.
Yani hayata devam edemeyiz.
Sakızımı tüküremiyorum...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder